9 Mart 2014 Pazar

RUHUM DORUKTA

Çalışma temposu , her şeyi ertelememe sebep oldu. Öyle ki gelen telefonları meşgule atıp , geri dönmüyorum çoğu zaman. Kendime ayıracak vakti zor bulurken , etrafımı da ihmal etmem kaçınılmaz oldu. Övünülecek bir şey değil biliyorum , ama şu anda meslek diktatörlüğü diye bir şey var üzerimde. Yada namı diğer işkoliklik. Tüm gün fikir alışverişleri ile yoğrulan beynim , akşamında vücuda dönmek ve sessizliğe bürünmek istiyor. Şu aralar en favorim şaraplamak. Her akşam da içilir mi arkadaş muhabbeti değil bu , bildiğiniz vidaların yağlanması :)

Tüm bu iş muhabbetinin arasında , bu Pazar evde pineklemek yerine , ki çok uzun zamandır izin günlerini pinekleyerek geçiriyorduk , köy turu yapalım dedik. Marmaris'in yakın köylerine , yani, Söğüt, Bozburun ve Selimiye'ye bir selam verdik. İyi ki de öyle yapmışız, sanki yol değiştikçe ülke değiştirdim , bunda dinlediğim müziğin de etkisi vardı tabi. Karşıda kalan Yunan adalarının etkisiyle radyo frekansları Yunan'a döndü. Dinlenmeye muhtaç ruhum doruğa ulaştı resmen ! 

Instagram hesabımda bol bol fotoğraf ve video paylaşsam da , fotoğraf makinesinden çekilenlere de haksızlık olsun istemedim.İyi seyirler...














2 Mart 2014 Pazar

HAYAL SOTE

Bundan bir sene önce Almanya'da idim. Yeni bir hayata yelken atıyordum. Nasıl olacak , neler olacak derken , geri dönmeye karar verdim.

Hazırlanmış bir senaryoya sadece kararlar vererek yönlendirdiğimiz şeyler var diye düşünüyorum. Şimdi oynadığım senaryoda mağazacılık yapmaya başladım, hem de kız kardeşim NessinKelebekleri ve eşi ile dip dibe oturuyorum.Tam bizlik bir mesele ! İncik boncuk, deli kızın çeyizleri misali ,tekstil, porselen ve hediyelik eşya satışına başladık. Bu zamana kadar çeşit çeşit fikir değiştirdim ,çeşit çeşit hayallerim , hedeflerim oldu. Sanırım hiçbirine tam odaklanmadığımdan , sonuca varamadım. Fark ettim ki ben maymun iştahlıyım.

Şimdi tüm hayallerimi bir tencereye doldurup karıştırmaya başladım. Tüm tatlar birbirine karıştı ama lezzetinden bir şey kaçmadı. Tarifin adı ise , HAYAL SOTE.

Böyle iyiyim diyebildiğim bir süreçteyim.

Bu kız neyle uğraşıyor diyenler için ,işte deli kızın çeyizleri , incikleri ,boncukları  ,ıvırları , zıvırları ....

www.aspak.com



















23 Kasım 2013 Cumartesi

KÖPEKTEN ÇOK ÖĞRETMEN SALDIRISI !

Her sabah Benek'le yaptığım yürüyüşleri , beni Instagram'dan takip eden arkadaşlarım bilir. Yine bir sabah , böyle bir yürüyüşte başıma bir iş geldi.

Ben sokak köpeklerinden korkmam aslında. Uzaklaşmak yerine , birbirlerini tanımalarına izin veririm. Benek çok meraklı bir köpek. Kendinden küçük köpeklere de hep artistlik taslıyor. Mahalle arasında merak ettiği küçük bir köpeği koklamaya başladı ve aniden başka bir köpek Benek'e bir hışımla saldırdı. Başıma ilk defa böyle bir iş geliyordu ve Benek'ten kopan tüy yumağını görünce elim ayağım birbirine dolaştı. Sağır , dilsiz oldum sanki. Çençen konuşan, kızan,cadılık yapan ben , puta dönüştüm. 

Sadece Fıstık buraya gel diyen bir kalabalığa boş boş baktığımı hatırlıyorum. Terasta bir grup insan keyif yapıyor ve tek yaptıkları şey Fıstık buraya gel demeleri oluyor. Yani Fıstık , yani bize saldıran köpek , sahipli bir köpek !!! Ben hiçbir şey diyemiyorum, demiyorum. Kilitleniyorum. O zaman hiç geçmeyecek sanki...

Sadece yürü dedim kendi kendime, uzaklaş buradan. Adımlarım hızlandı , arkamızdan geliyor Fıstık havlayarak. Ağzımı açıyorum sonunda, git buradan git diye haykırıyorum saçma salak. Ve titreyen ellerimle eşimi arıyorum ağlayarak. Beni al diyorum sadece ve yer tarif ediyorum. Fıstık dönüyor arkasını gidiyor...

Savunmamı yapmadığım için daha da kinleniyorum kendime , hırslandıkça daha da çok ağlıyorum. Eşim gelince beni almaya , durumu anlattım. O dayanamadı tabi , hemen !!! olay yerine !!! gittik. Benim diyemediklerimi bir bir sıraladı. '' Eğer köpeğinizin saldırma eğilimi varsa , onu bağlı tutmak zorundasınız , burası bir mahalle ve ben de köpeğimi rahatça dolaştırma hakkına sahibim ...'' diye devam ediyordu cümleler.
Ben hala Benek'in saldırı anındaki titremesinde kalmıştım. Yaralanmamıştı , ama o tüy yumağı gözümün önünden gitmiyordu. Bir özür bekledim aslında ve sonra bunun sadece bir beklentiden ibaret olduğunu gördüm.

Aldığımız cevap ,'' Bir şey olmaz , bu köpek aşılı !!! Ben de gezdiremiyorum köpeğimi ,ne yapalım yani !!! ''

Aşılı bir köpek beni yada herhangi bir canlıyı parçalasın önemli değil , neticesinde mikrop bulaşmayacak ,sadece vücudumda derin yaralar olacak, korkulacak şey mi ,yok canım abartmışım , pardon. Hem o da gezdiremiyor köpeğini , yazık , üşendiği için salmayı tercih ediyor sadece. Düşünememişim.

Eşimle zabıtaya başvurmaya karar verdik. Zabıtayı arayıp tüm bilgileri verdikten sonra şunu da belirttik. Biz hayvan seviyoruz , bizim de köpeğimiz var , sadece saldırıya meyilli ise bağlı tutulması ve sahibinin bu konuda uyarılması gerekir. Hemen ilgilendiler ve uyarı yaptıktan sonra bizi arayacaklarını söylediler.

Aradılar , aradılar da...

'' Biz emekli öğretmenleriz ve bizim köpeğimiz yok '' demişler. 

Eğitimci güzel insanlar.Emekli öğretmen olunca klas sahibi oluyorsunuz galiba. Öğrencilerinize ahlak öğrettiniz muhtemelen, terbiye vermeye çalıştınız yıllarca. Keşke bu durumunuzu onlara da anlatabilseydim ve hatta bu yazıyı size de ulaştırabilseydim. Sizin gibi öğretmenlerimiz oldukça başımız yere gelmez.

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN !!!





16 Kasım 2013 Cumartesi

FUAR DENİRSE AKLA NE GELİR

Çocukluğumda fuar gezmelerini çok severdim. Her standtan alınan ufak bir hediye, tadımlık yiyecekler ,benim için tam bir panayır alanı. Ne kadar küçükse o kadar gıcık olurdum. Babamın standlarda durup konuşması , yine eziyetlerden bir tanesiydi benim için, çünkü merak ederdim geri kalanı.

İlk defa bir fuar hazırlığına katıldım. Başından sonuna kadar. Zaten bir aile şirketi olduğumuzu birçoğunuz biliyor. Şimdi ise ev tekstili ve dekorasyon işine girdik, tanıtım yapma amacı ile de fuara katılalım dedik. Dedik ve....

Belki çok güzel tepkiler aldık , belki çok tanıtım yaptık , ama ben çocuk fuarımda değildim artık. Sevecenlikten uzak , dağıttığımız küçük hediyelere , bunu çöp bile yapmam bu da ne böyle diyenler , her turdan sonra gözünü o hediyelere dikmiş, bi dane daaa , gelinime götürüvecem diyenler , indirimli ürünlere , ayol biz bunları İstanbul'dan daha ucuza alıyoruz, siz bu fiyatlara naptınız böyle diyenler hat safhadaydı.

Birazdan fotoğraflarını yükleyeceğim rafları talan edenler, buna da bakayım ,bunu da elleyeyim, bunu da aç, görmek istiyorum deyip , bir parça mal almayanlar da vardı sevgili ziyaretçilerin arasında.

Kısacası mağazacılık, daha doğrusu tezgahtarlık zor işmiş. Önceden bu tezgahtarların suratı neden asık olur bu kadar derdim, şimdi daha iyi anlıyorum sebebini. Komplekslerini üzerimizde eskiten insan kalabalığındanmış meğer.

Eğlenceli tarafları da vardı, yok değildi. Sadece negatif taraflara biraz daha dikkat kesildiğimden olsa gerek , gözlemlerin hep bu konulara ağırlık vermiş :)

Peki size soruyorum o halde , fuar denirse akla ne gelir ?








21 Ekim 2013 Pazartesi

KARTLAŞMA - MEKTUPLAŞMA ETKİNLİĞİNDEKİ SON DURUM

Bir önceki postumda belirttiğim etkinliğimizdeki son durum ,benimle birlikte 4 kişiye ulaştı. İlk önce hiç cevap gelmeyince umutsuzluğum tavan yaptı.

Neyse ki 3 kişi ben de varım dedi ve bu etkinlik için gayet de yeterli :)

Hala ben görmemiştim diyenler olursa kuralları tekrarlıyorum.

KURALLAR :

1) Katılmak isteyen kişi dilekcivan_@hotmail.com adresine adını soyadını ve açık adresini göndermelidir.
2) Katılımcı kişiler bu bilgilerinin yanına, muhakkak hangi bloğun sahibi olduğunu eklemelidirler.
3) Katılımcı kişilerin sadece isimleri ve blogları,  bloğumda paylaşılacaktır. Ve her katılımcı yazışmak istediği 3 kişiyi belirleyip mail adresime dönüş yapacaktır. Bu bilgi doğrultusunda size, belirlediğiniz kişilerin adreslerini mail yolu ile göndereceğim.
4) Seçilmeyen katılımcı olursa onları bizzat ben seçeceğim :)
5) Son kural ve özellikle rica ettiğim konu olarak , mektuplaşmayı herhangi bir nedenden ötürü sürdüremeyeceğinizi düşündüğünüz zaman şahsıma bilgi verilmesidir. Yaptığımız şeyin amacı birbirimize küçük mutluluklar sunmak , dolayısıyla kimseyi boşuna bekletmemizin bir manası yok.


Bu haftayı da beklemeye alıyorum ve ardından etkinliği başlatıyorum, ona göre :)

Sevgiler.

14 Ekim 2013 Pazartesi

İyi Bayramlar ve Mektupdaşlık

Hepinize bolca dinlenebileceğiniz, sevdiklerinizle doya doya vakit geçirebileceğiniz güzel bir bayram diliyorum. Ben kurban bayramlarından pek haz almam, çünkü ne kesilen hayvana bakabilirim, ne onu doğrayabilirim ne de etini yiyebilirim. Vejetaryen misin diye sorarsanız, hayır değilim ama tik işte. Kardeşim Nesrin'in tabiri ile, biz organik et yemiyoruz :)

Ben ilk iki günü izinli olup diğer günler çalışacağım, ama gocunmuyorum. Çünkü bu seneki göçebeliğim yüzünden iş ortamından epey uzak kalmıştım. Ayrıca şu andaki işim beni mest ediyor diyebilirim. Bir ara ona da değineceğim.

Biz geçen senelerde blogdaşlar olarak kartlaşıyorduk ya hani bayramdan bayrama. Biz bunu neden bayramlarla sınırlıyoruz diye bir düşünce takıldı aklıma. Hatta daha önce blog aleminde böyle etkinlikler oldu fakat ben burada olmayışımdan kaçırdım. Hayır yani, postcrossing'e üye oldum ama yok biz el yapımı kart istemeyiz ,şu olmasın bu olmasın diye sınırlamalar ile karşılaştım. Bizde sınır mınır olmasın arkadaş. Yalnız sadece vefalı insanlar katılsın istiyorum, katılıyorum diyen bu işin arkasından durmalı ve gelen karta cevap yazmalı. Hoş kendim de çok savsağım bu konuda ama  , buna rağmen kuralcılığımla da dikkat çekmiyor değilim hani :)

Yazı hepimiz için ayrı değerli, bu yüzden bloğumuz var. Ama bir kağıda karalanan iki kelam ,posta kutusunda beliren zarflar ,bence ayrı değerli.

KURALLAR :

1) Katılmak isteyen kişi dilekcivan_@hotmail.com adresine adını soyadını ve açık adresini göndermelidir.
2) Katılımcı kişiler bu bilgilerinin yanına, muhakkak hangi bloğun sahibi olduğunu eklemelidirler.
3) Katılımcı kişilerin sadece isimleri ve blogları,  bloğumda paylaşılacaktır. Ve her katılımcı yazışmak istediği 3 kişiyi belirleyip mail adresime dönüş yapacaktır. Bu bilgi doğrultusunda size, belirlediğiniz kişilerin adreslerini mail yolu ile göndereceğim.
4) Seçilmeyen katılımcı olursa onları bizzat ben seçeceğim :)
5) Son kural ve özellikle rica ettiğim konu olarak , mektuplaşmayı herhangi bir nedenden ötürü sürdüremeyeceğinizi düşündüğünüz zaman şahsıma bilgi verilmesidir. Yaptığımız şeyin amacı birbirimize küçük mutluluklar sunmak , dolayısıyla kimseyi boşuna bekletmemizin bir manası yok.

Şimdiden gelecek mailleri sabırsızlıkla beklemeye başladım bile ...

11 Ekim 2013 Cuma

10 MART'TAN BU YANA

Herkese Merhaba

Bir sayfa ancak bu şekil terk edilebilir. Mart'tan beri yazmıyormuşum, yok düzelteyim yazmıyorum.
Haksızlık etmişim, ayrıca çok da özlemişim.

Ben geri döndüm.
Marmaris'e, uçtuğum yuvaya geri döndüm. Benimki bir kaçamak oldu. Değiştirebildiklerim ,değiştireceklerim ve asla vazgeçemediklerimle sınandım.
Yorucu ama bir yandan da besleyici oldu.
Yolculuğum aslında bir iç yolculuktu, sonradan anladım.
Ben kendimi tanıdım.

Bunca ayın özeti bu değil elbette, ama ayrıntılar değersiz geldi gözüme.

Kısacası hem yuvama döndüm, hem bloğuma.

Aranıza karışacağım günlere ....

Sevgiler.