duyduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duyduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2010 Çarşamba

BÖ 2010 !!!

Ne yüzle bu yarışmaya katıldım bilmiyorum ama bir şansımı denyeyim dedim. Sizi de bekliyorum,blog dünyasına renk katacağımızdan eminim :)
Gereken tüm bilgileri  http://www.blogodullerı.com/ dan öğrenebilirsiniz.

26 Eylül 2009 Cumartesi

RUS VE DOKTOR

Acil servisteydim o akşam.Kardeşimin faranjitinden dolayı vurulacak olan iğnesinin sırasını beklemekteydim.İçeriye uzun boylu,Rus olduğu konuşmasından anlaşılan bir bayan girdi yanında ufak çocuğu ve eşi olduğunu tahmin ettiğim bir adam ile birlikte.
Hararetli hararetli hemşirelere derdini anlatmaya çalışıyordu.
- 'Cocuguma yanliş iineyi yaptiniz.İine yapmicaktiniz buha veracaktiniz.Sabah geldi ben doktor öle söledii.Buha verecaktiniz.' diye diye bir hal oldu kadıncağız.Sevgili hemşireler de inatlaşıyor, reçetede yazılan neyse onu yaptıklarını söylüyorlardı.Hemşireler, kadını rahatlatmak yerine daha da üzerine gidince iyice çileden çıktı ve sesini gittikçe yükseltmeye başladı.İşte o sırada kahraman doktor perdelerinin arkasından çıktı ve şu muhteşem cümleyi sarfetti.
-'Yeter artık kadın,dırdır yapıp durma.'
Ne olduğumu şaşırdım.Onun adına utandım, yerin dibine battım.Doktorsun be adam,anla kadının halinden.Sakinleştir,durumu açıklamaya çalış.Belli ki küçük çocuk nefes darlığı yaşıyor ve kadın çocuğunu o halde görmekten korkuyor, anneyim ben anne diye feryat ediyor.Ama doktorumuzun bir delikanlı atılışı daha var ki;
-'Aaaa ne diyorsun sen be,dediğinden hiçbir şey anlamıyorum!' diye sert bir çıkışta bulunuyor ve tipsiz tipsiz sırıtarak arkasını dönüp çekip gidiyor.Ordan bir hemşire akıl etti de reçeteyi yazan doktora telefon açtı ve kadının onunla görüşmesini sağladı.Böylece herşey normale döndü.
Kahraman doktorumuz verdiği emekten ötürü bir ödülü hak ediyor bence.Ne delikanlı adammış değil mi?

16 Eylül 2009 Çarşamba

Dirty Dancing

Her çıkışında izledim, izlerim, izleyeceğim bu filmi...Saf temiz ve aynı zamanda cıvıl cıvıl her dakikası.Son sahnesinde uçuşa geçiyor, dans etmeye başlıyorum onlardan ilham alarak.Ve çığlık çığlığa NOW I'VE HAD THE TIME OF MY LIFE, NO I NEVER FELT LIKE THIS BEFORE,YES I SWEAR IT'S THE TRUTH, AND I OWE IT ALL TO YOU.... satırlarını bağırıyorum.

YEAH BABY.....(Kızın adı da Baby idi)

Aslında bu konuya değinmemim asıl sebebi Patrick Swayze oldu.Uzun zamandır kansere karşı savaş verdiğini, çeşitli dergilerden takip ediyordum. Dün verdiği bu savaşta beyaz bayrağını çektiğini duyunca aklıma gelen ilk şeyler bunlar oldu.
1-She's Like The Wind şarkısındaki yumuşak sesi
2-Ghost filminde Demi Moore ile çevirdiği aşk sahnesi
3-Dirty Dancing filmindeki son sahne

Eğer hayat varsa şayet gittiği yerde, daima dans etmesini diliyorum....

6 Ağustos 2009 Perşembe

BİR YAŞLI USTA

Bir yaşlı usta,çırağının sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.Her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde,yaşlı usta ona,bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp içmesini söyledi.Çırak söyleneni yaptı ;ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. 'Tadı nasıl?' diye soran yaşlı adam öfkeyle 'Acı' diye yanıt verdi.Usta gülümseyerek çırağını az ilerideki gölün kıyısına götürdü.Bu kez de bir avuç tuzu göle atıp gölden su içmesini söyledi.Söyleneni yapan çırak,ağzını koluyla silerken aynı soruyu sordu:
'Tadı nasıl?'
'Ferahlatıcı' dedi genç çırak.
Yaşlı adam tuzun tadını alıp almadığını sordu.Çırak hayır diye yanıtladı.Yaşlı adam çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi: YAŞAMDAKİ ACILAR TUZ GİBİDİR,NE AZDIR NE DE ÇOK...ACININ MİKTARI HEP AYNIDIR.ACIN OLDUĞUNDA YAPMAN GEREKEN TEK ŞEY ACI VEREN ŞEYLE İLGİLİ DUYGULARINI GENİŞLETMEKTİR.ONUN İÇİN ARTIK BARDAK OLMAYI BIRAK,GÖL OLMAYA ÇALIŞ!

31 Temmuz 2009 Cuma

GDO

Son zamanlar gündemde olan ve beni gerçekten rahatsız eden bir olay var.
GDO Tohumları...

Bilgisayardan bu bilgilere ulaştım ve sizinle de paylaşmak isterim...

Prof. Dr. İbrahim A. Saraçoğlu hazırlanan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı konusunda uyarıyor. Genetik mühendisliğinin sonucu olarak geliştirilen 'genetiği değiştirilmiş organizmalar' kısaca GDO olarak anılıyor. Genetiği değiştirilen tohumlarla bugün mısır, soya, domates, salatalık gibi pek çok besin elde ediliyor. Transgenik olarak da adlandırılan bu tohumlar Brezilya, Kanada, Arjantin ve ABD'de ekiliyor.

Genetiği değiştirilen organizma ve tohumlar nedir?
Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara 'genetiği değiştirilmiş organizma' (GDO) adı veriliyor.

Genleri değiştirilen tohumlar kaç yıldır kullanılıyor?
Türkiye GDO'lu tohumları yeni tartışmaya başladı. Halbuki GDO'ların tarihçesi 20-25 yıl öncesine dayanıyor. Belirli ülkelerde özellikle Amerika , Kanada, Brezilya bu konuda hem tarım yapıyor hem de tarım alanlarının bir kısmını çok sıkı denetim altında tutuyor. Bu ülkelerin başlangıçtaki söylemleri 'Biz açlıkla savaşıyoruz' şeklindeydi. Bu tohumları insanlığın geleceğini bekleyen açlığa karşı yüksek verimli ve çevre şartlarından en az olumsuz etkilenen tohumlar olarak savundular. Ancak bunlar pahalı tohumlar. Bir kilo domates ya da salatalık tohumu bir kilo altından daha pahalı. Dolayısıyla açlıkla savaşıyoruz söylemi çok yanlış.

Genetiğiyle oynanan tohumların olası tehlikeleri neler?
Bu tohumlar çok yeni ve bu kadar hızlı piyasaya girmemesi lazım. Bilim adamlarının büyük şüpheleri var. Bununla beslenen büyükbaş hayvanlar da olumsuz etkilenecekler. Onun sütüyle, etiyle veya yumurtasıyla beslenen insan ne olacak? Bunlar araştırılmış şeyler değil. Bunlar uzun vadeli araştırmalar istiyor.
Başka bir boyutu da şu; bu transgen tohumlar bizi dışa bağımlı kılıyor. Ticari boyutuna baktığınız zaman siz bunu devamlı yurtdışından almak zorundasınız. Bu dışa bağımlılıktır. Henry Kissinger'in bir lafı vardır; 'Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri yönetirsiniz, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz' der. İşte bugün o duruma gelinmiştir. Diğer bir boyutu, genleriyle oynanmış transgen bir tohumu veya gen ilave edilen bir tohumu toprağa ektiğiniz zaman topraktaki mikroorganizmaları, bakteri popülasyonunu bozuyor.
Yani ekolojik dengeyi de bozuyor.

Biyolojik silah olarak kullanılabilir mi?
Transgenik tohumlar mikrobiyolojik florayı bozmakta ve bazı parazitleri de tamamen ortadan kaldırmaktadır. O nedenle biyolojik silah olduğunu söylüyorum. Neticede dengeyi bozuyorsunuz. Madem ki bir paraziti öldürebiliyorsunuz, bunu insana karşı da diğer hayvanlara karşı da yapabilirsiniz.

GDO'ların kısır tohumlar olduğu söyleniyor. Kısır tohum ne anlama geliyor?
Bu tohumlar aynı zamanda 'irreversible' yani geri dönüşü yok. En acı olan tarafı da bu. GDO'lu tohumu toprağa ektiğiniz zaman mısırı alıyorsunuz ama koçanının üzerindeki mısırı tekrar toprağa ektiğinizde ürün alamıyorsunuz. Tekrar tohumu yurtdışından almanız gerek. Kısır tohum budur.
Hem toprağı hem çevreyi hem de o çevrede yaşayan ve bunu tüketen tüm canlıları olumsuz etkiliyorsunuz. Sonra normal tohum da ekseniz sonuç alamıyorsunuz. Tohumu sürekli almalısınız, dışa bağımlısınız.

Bunları okuduktan sonra ne hissettiniz?Ben sadece şunu düşündüm.Türkiye nereye götürülmek isteniyor acaba????

22 Temmuz 2009 Çarşamba

DÜŞSOKAĞI SAKİNLERİ

HÜZÜN KOVAN KUŞU
gözyaşına dök yağmuru
düş uçacak bahara doğru
yollar açılıp konuşacak
mutlu edeceğim yokluğunu
huyumdur hep ölürüm
nice aşklara bölünürüm
ayımdır hep tutulurum
nice ışıkla korunurum
hüzün kovan kuşu gelmiş
gecenin yanağına konuvermiş
ay tenli aşık şarkıma
karşılık vermiş
dışım içimden gelir
yani gölgem kendimden
aşktır ölümden güzel olan
bak ve gör yaşam düşlerdedir
huyumdur hep dirilirim
nice dağlardan dökülürüm
ayımdır hep kararırım
nice öpüşle aklanırım
hüzün kovan kuşu gelmiş
gecenin yanağına konuvermiş
ay tenli aşık
şarkıma karşılık vermiş


Düşsokağı Sakinlerine bayılırım.Mahmur ses tonları en hoşuma giden yanları.Hayatı umursamaz notalarıyla beni çok rahatlatan şarkılarından bir tanesi de HÜZÜN KOVAN KUŞU...
Paylaşmak istedim...

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Heal The World

There's A place ın your heart
And I know that ıt is love
And this place could be much
Brighter than tomorrow
And ıf you really try
You'll find there's no need to cry
In this place you'll feel
There's no hurt or sorrow
There are ways to get there
If you care enough for the living
Make a little space
Make a better place
Heal the world
Make ıt a better place for you and for me
And the entire human race
There are people dying
İf you care enough for the living
Make a better place for you and for me.
If you want to know why
There's a love that cannot lie
Love is strong it only cares for
Joyful giving if we try
We shall see ın this bliss
We cannot feel fear or dread
We stop existing and start living
then ıt feels that always
Love's enough for us growing
So make a better world
Make a better world
Heal the world
Make ıt a better place for you and for me
And the entire human race
There are people dying
İf you care enough for the living
Make a better place for you and for me.
And the dream we were conceived in
Will reveal a joyful face and the world we
Once believed ın will shine again ın grace
Then why do we keep strangling life
Wound this earth crucify it is plain to see
This world is heavenly be god's glow
We could fly so high let our spirist never die
In my heart I feel you are all my brothers
Create a world with no fear together we'll cry
Happy tears see the nations turn
Their swords ınto plowshares
We could really get there
If you cared enough for the living
Make a little space
Make a better place...
Heal the world
Make ıt a better place for you and for me
And the entire human race
There are people dying
İf you care enough for the living
Make a better place for you and for me.
There are people dying
If you care enough for the living
Make a better place
For you and for me

You And for Me...


M.Jackson

29 Nisan 2009 Çarşamba

Book Crossing

Geçen gün, bana bir mail gelmiş.(tşk Reyhan abl.)Konu book crossing.Başlıktan birşey çıkaramadığım için hemen maili açtım ve okuduğum şeylere bayıldım.
Bu aslında bir çeşit oyun.Kitap okumayı geliştirecek tipten bir oyun.Hem zevkli,hem de farklı...
Gelelim oyunun kurallarına.Amerika'da çok yaygın olan bu oyun şimdi Fransa ve İtalya ülkelerine de sıçramış durumda.Öyle bir durum almış ki, mail sitelerini bile kurmuşlar.Amaç; okumuş olduğun bir kitabı başkalarına da okutma isteği.Bununla ilgili bir alıntı eklemek istiyorum.
^^^^'LONDRA'DAKI UYGULAMA TURKBUKU'NDE DE BASLAMIS,Turkbuku'nde plajdayim. Bir baktim, yattigim yerde bir kitap var.. Adi,'Yildizli, yagmurlu geceler'.. 'Ah,biri unutmus' derken, kapagini acip icine bakmak istedim ve beni sasirtan bir yazi gordum; 'Ben bu kitabi severek okudum. Ve bitirdigim yerde birakiyorum. Sizin de seveceginize eminim. Severseniz okuyun, sevmezseniz aynen buldugunuz yerde birakin. Okursaniz, numara verdikten sonra siz de oldugunuz yerde birakin lutfen.. 03 / 2005 Turkbuku..'03.. Ucuncu kisinin bu kitabi biraktigini belirtiyormus. . Diger iki kisiden biri Istanbul'da birakmis, digeri ise Bodrum'da birakmis.. Ben aldim kitabi Istanbul'a geldim ve hala okuyorum. Bitirince ben de '04've nerede okumussam yazip birakacagim. . Megerse bu yeni adetmis..Ozellikle Londra'da cok yayginmis. Parklarda birakiyorlarmis okuduklari kitaplari insanlar. Bakalim benim birakacagim kitap nereden cikacak?^^^^
Evet,oyunumuz bu kadar basit ve eğlenceli.Okur okumaz ben de bu oyuna katılma isteği duydum.Merak ettiğim asıl şey acaba bir gün ben de bir kitapla karşılaşır mıyım? Bunun için de bir çözüm düzenlenmiş.Kurmuş oldukları sitede sen de bir book crossing kitabıyla karşılaştın mı sorusu var.Merak edenlere hemen sitenin adını da yazayım.
www.bookcrossing.com
Bu siteyi kurcaladığınız zaman öğrenmek istediğiniz tüm ayrıntılar çıkıyor ortaya.
Açık hava kütüphanesi doğuyor.SÜPER....Siz nasıl buldunuz?