düşünülesiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünülesiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2013 Cumartesi

FUAR DENİRSE AKLA NE GELİR

Çocukluğumda fuar gezmelerini çok severdim. Her standtan alınan ufak bir hediye, tadımlık yiyecekler ,benim için tam bir panayır alanı. Ne kadar küçükse o kadar gıcık olurdum. Babamın standlarda durup konuşması , yine eziyetlerden bir tanesiydi benim için, çünkü merak ederdim geri kalanı.

İlk defa bir fuar hazırlığına katıldım. Başından sonuna kadar. Zaten bir aile şirketi olduğumuzu birçoğunuz biliyor. Şimdi ise ev tekstili ve dekorasyon işine girdik, tanıtım yapma amacı ile de fuara katılalım dedik. Dedik ve....

Belki çok güzel tepkiler aldık , belki çok tanıtım yaptık , ama ben çocuk fuarımda değildim artık. Sevecenlikten uzak , dağıttığımız küçük hediyelere , bunu çöp bile yapmam bu da ne böyle diyenler , her turdan sonra gözünü o hediyelere dikmiş, bi dane daaa , gelinime götürüvecem diyenler , indirimli ürünlere , ayol biz bunları İstanbul'dan daha ucuza alıyoruz, siz bu fiyatlara naptınız böyle diyenler hat safhadaydı.

Birazdan fotoğraflarını yükleyeceğim rafları talan edenler, buna da bakayım ,bunu da elleyeyim, bunu da aç, görmek istiyorum deyip , bir parça mal almayanlar da vardı sevgili ziyaretçilerin arasında.

Kısacası mağazacılık, daha doğrusu tezgahtarlık zor işmiş. Önceden bu tezgahtarların suratı neden asık olur bu kadar derdim, şimdi daha iyi anlıyorum sebebini. Komplekslerini üzerimizde eskiten insan kalabalığındanmış meğer.

Eğlenceli tarafları da vardı, yok değildi. Sadece negatif taraflara biraz daha dikkat kesildiğimden olsa gerek , gözlemlerin hep bu konulara ağırlık vermiş :)

Peki size soruyorum o halde , fuar denirse akla ne gelir ?








19 Nisan 2011 Salı

BAZEN


Bazen boş bir sayfaya benziyor yüreğim. Her şeye hazır, her şeye açık.

Uçak yapılabilir benden örneğin. Bir insan elinden savrulabilirim havaya, ardından yere düşüp karışabilirim yağmur sularına. Erir giderim sonra...

Küllük yapılabilir örneğin benden. Sigaranın en pis kokan tarafı söndürülebilir üzerimde. Yanabilirim hafifçe.
Kararabilirim. Yanar giderim sonra...

Mektup yazılabilir örneğin. İçine en özlemli sözcükler sığdırılabilir. Hasret yaşları dökülebilir üzerime. Kokusu siner içime. Okunulur, unutulur giderim sonra...

Resim çizilebilir örneğin. Kelimelerin değil de renklerin konuştuğu bir tablo olabilirim. Bakılıp, türlü türlü yorumlara neden olabilirim. Hatıra kalabilirim sonra... Altında sahibimin vurulmuş imzasıyla.

Bazen boş bir sayfaya benziyor yüreğim. Her şeye hazır, her şeye açık.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

BAVULUM

Bir bavul topladım dün gece.

İçine hüzünlerimi koydum.

Sevmeye çalışıp bir türlü sevemediğim şeyleri,söylemek isteyip de söyleyemediğim sözleri katladım ilk önce.En dibe yerleştirdim çarpmasınlar gözüme diye.Arkasından kırgınlıklarıma göz attım.Hangilerini koysam içine diye de bir sürü zaman harcadım.Kolay kolay kurtulamıyor insan kırgınlıklarından anladım...Tüm cesaretimi topladım onları da katladım;diğerlerinin üzerine yerleştirdim.

Ardından cesaretsizliklerime baktım.Raftan indirirken çok utandım.Yapamadıklarım ne kadar da basitmiş meğer.Formülu öğrenince çorap söküğü gibi geliyormuş ardı.Üşenmedim onları da katladım.Utancımı en alta yerleştirdim.

Etrafıma bakındım.Bitirilen,yitirilen dostukların kavanoz içindeki acı tadını gördüm.Kavanoza bir süre takıldım.Üzüldüm,güldüm hatta öfke de duydum.Kapağını açıp açmamak arasında teredütte kaldım...vazgeçtim.Hayırı seçtim.Tüm evetlerimden çektiğim acıları bir daha yaşamamak adına vazgeçtim.Güzelce sardım kavanozu ve diğerlerinin üzerine koydum.

Yavaş yavaş yorulduğumu hissettim.Bavulun şekli solmuş bir çiçek gibiydi.Suretim bavul,bavulum suretimdi.Kapağı kapattığımda elime düşen hüzünlerimdi...

Amacım yeni bir dünya için başlangıçtı.
Tüm bilinenlerden uzak, yeni bilinmezliklere doğru.