13 Ağustos 2012 Pazartesi

AKYAKA - WAFFLE - TİYATRO


İyi bir ara vermişim doğrusu .

Sanırım her zamanki yaz halim.

Her pazarı muhakkak gezerek geçirsem de bu pazar benim için özel oldu. Çok çok çok uzun zaman sonra tiyatroya gittim. Ayağımıza kadar gelen bir ekibi yok saymak olmazdı. 2011 İzmir Kitap Fuarında arkadaşım kendisinin kitabını almıştı, dedem çok seviyor hediye alayım diyerek. Bir ara ben de okurum dediğim İsim Şehir Hayvan'ı daha bir hafta önce okumaya başlamışken duydum ki Yılmaz Özdil gelecekmiş Marmaris'e. Yazdığı kitabı tiyatro ekibiyle canlandıracakmış. Tiyatromuz yarı yarıya bile dolmadı ama kitabı taze okuyan ben tüm oyunlara tanıdıktım. O fotoğraflara gelmeden akşama kadar ne yaptın demeden hemen anlatayım.
Ama fotoğraflarla ...

 
Balık ekmekle karnımızı doyurduk güzelce. Akyaka'ya gittiğimde vazgeçilmezimiz, olmazsa olmazımızdır. Yanında bir de turşu biber. Gerisini size bırakıyorum.

Manzaramız şuydu...



Böyle kalabalık ortamlarda yüzmek bizim için olanaksızdır genelde. Sıkış tepiş bir tatil anlayışından uzak, fazla kalabalık olmayan koylar tercihimiz. Ama nihayetinde biz yüzmeye değil tıkınmaya gelmiştik :)

Balık ekmek ardından yenilen dondurma ve waffle günün yemek açısından kapanışı oldu.






Buradan arabaya doğru yürürken de bir görüntüyle karşılaştım ki, tok olmama rağmen ''ham yapasım geldi ''



Pamuk şekeri gibi değil mi ama ?

Tamam , yemek faslı bitti şimdi sırada tiyatro görüntüleri.



Marmaris tiyatrosunda ağacımız da var bizim. Keyiflidir o ağaç,gride daha belirgindir. Bensiz olmaz diyerek en güzel köşeye yerleşmiş.



Sahneye ilk çıkan oyuncular Hülya Gülşen ve Sabri Özmener'di. Hülya Gülşen'i Ferhunde Hanımlar'dan biliyordum ama Sabri Özmener izlemişliğim yoktu. Bir dansı vardı ki tüm seyirciyi çoşturdu. Oyunculuğu kadar dans konusunda da izlemesi çok keyifliydi bence. Yılmaz Özdil'in köşe yazılarından uyarlanan oyunlar kısa tutulduğundan her bir oyunda farklı bir mesaj alıyordunuz. Her mesaj alışta kocaman bir alkış kopuyordu :) Dolaysıyla bol alkışlı bir tiyatro oldu.





Birçok dizide görmeye alıştığımız Nusret Çetinel de vardı kadroda. Bu adamın sesi kendisinden daha ön planda bence. Dinletmeyi biliyor :)

Tüm oyuncular iyiydi bana göre. Ben karşılaştırma yapacak kadar çok tiyatro izlemedim o yüzden derinlemesine yorum yapmak hakkım değil, ama çok güldüğümü ve sık sık alkışladığımı biliyorum. Ayrıca oyunda kullanılan dekorlara bayıldım. İşlenen ciddi konuların aksine çok gayri ciddilerdi.

Bu fotoğraflarda ne demek istdiğimi anlayacaksınız.













Verilen arada Yılmaz Özdil kitaplarını imzaladı ve izleyicilerle sohbet edip fotoğraf çektirdi. Yaklaşık üç saat süren oyunun sonundan görünütlerle bu yazıma veda ediyorum. Daha kısa aralıklarla yazabilmem dileğiyle :)




19 yorum:

Rengarenk Daphne... dedi ki...

aaaa ne zaman geldiki hiç haberim olmadı:(duysam bende giderdim belki karkılaşırdık bile orda üzüldüm:/ akyakayı bizde seviyoruz:)

bilge ve annesi dedi ki...

buğayım nerelerdesin sen, özledim yaw ama bak dönüşün muhteşem oldu lütfen arayı uzatma öptüm

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Hepsi şahane ama en çok bultlar ve waffle galiba Buğday'ım :))

Nehir İda dedi ki...

Çok hoş görüntüler makinanı sormuş muydum:)

Leylak Dalı dedi ki...

Fıstık götürmüşsün mamaları, daha doymamış buluta da sarkmışsın:))
Akyaka'ya bayılıyorum...
Sabri Özmener'e gelince, Bizim Evin Halleri dizisinde o da vardı, bir ara Hülya Gülşen'in nişanlısını oynamıştı.
Keyfin bol olsun diyor, arayı uzatmamanı rica ediyor bir de öpüyorum...

Bugday Tanesi dedi ki...

Daphne merhaba, demek Marmaris'tesin. Güzel bir süpriz oldu. Bu tiyatro olamasa da hala tanışma ihtimalimiz var :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Sevdacım hani öyle bir gazla söz veresim geliyor ki anlatamam ama arkasından yazmayınca da tükürdüğümü yalamak istemediğimden umarım diyorum ve sizi öpüyorum :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Hayat İzlerim, bence de öyle :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Nehir İda, hatırlamıyorum sorup sprmadığını ama ben yazarım ne olacak ki,ellerim yorulmaz :)
CANON EOS 600D

Bugday Tanesi dedi ki...

Leylakım, eh birazcık yedik tabi, bulut meselesine gelince dayanamadım,hem tatlı konusundaki zaafımı biliyorsun :) Hafif tatlılar ama altını çizerim, kihkih.
Senin bu konudaki bilgi dağarcığına zaten tüm blogdaşlar hayranız biliyorsun. Bilgilendirme için teşekkürlerimi sunarım efem :)

kidonya dedi ki...

Geçenlerde aynı oyunu Ayvalık'ta beğeniyle seyrettik.Akyaka'yı böyle kalabalık görmemiştim Mayıs ayında gelmiştik de :)

Socrates Junior dedi ki...

Hey gidi günler hey... Bir zamanlar kumlarını arşınladığım Akyaka... Dünyada 10 tane cennet mekan varsa biri de hiç kuşkusuz Akyaka-Gökova'dır.

Sevgiler...

Rengarenk Daphne... dedi ki...

Tabiki neden olmasın bloğada beklerim:) sevgiler..
http://daphnezamani.blogspot.com/

Asis dedi ki...

Bende senden farklı değilim,yaz rehaveti :) Akyakayi gormuştum ama gezmedim sadece tekneyle tur için ordan binmiştik.Yılmaz Ozdilin kitabını aldım ama henüz okumadım.Eh afiyet olsun yediklerine de ;)

Bugday Tanesi dedi ki...

Kidonya merhaba, Mayıs'ta bu kadar kalabalık değil gerçekten. Ama yaz tatili döneminde hep böyle. Oyunu sevdik,demek ki hem fikiriz.

Bugday Tanesi dedi ki...

Socrates,uzun zamandan sonra tekrar merhaba :) Bence de öyle, ki Azmak Başının buz suyuna ayaklarını sokup donduğunu hisstmeyen eksiktir bence :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Asis, hemen gel telafi edelim ;)

emili dedi ki...

Merhaba,kartınızı aldım çoook teşekkür ederim.El emeğiniz olması ayrıca mutlu etti beni. İyi bayramlar...

Bugday Tanesi dedi ki...

Emili, beğendiğine sevindim,sana da iyi bayramlar,sevgiler...