15 Şubat 2012 Çarşamba

GEZİ ANI YAZISI 2'NİN AÇILIMI

Yolculuk için hazırlık listesi;

- Havaya göre giyilecek kıyafetler

- Sözlük

- Yürümeye çok dayanıklı ayakkabılar

- Günlük güzergah planı

Bu işlemler tamamlandıktan sonra Bremen-Frankfurt, Frankfurt-New York yolculuğuna hazır şekilde yola koyulduk.

Hayatımda ilk defa A380 ile uçacaktım. Bilgilenmek isteyenler bir tık yapsın. Dokuz saatlik yolculuk da anca bu uçakla çekilir dedim iniş yaptığımızda. Hava yolu Singapore Airlines idi. Hostesleri görünce çok şaşırdım. Hepsinin ayağında şıpıdık şıpıdık terlikler, kıyafetler tamamıyla yöresel, şekil a örnek 1deki gibi ;


Çok ince sesleri ve aşırı sırıtkanlıkları biraz sıksa da, servise diyecek yoktu. En azından suratsız olmalarından iyi diye düşünmekte fayda var. İlk bir saat içerisinde tepsiler üzerinde ıslak ve sıcak el havluları dağıtılıyor. Şöyle bir silindikten sonra toplanıyor. Sonra battaniyeler sunuluyor hizmetinize. Arkasından kozmetik çantasına benzer fermuarlı bir çanta veriliyor. Bu da nesi diye açıp baktığımda, içerisinden bir adet diş fırçacı, diş macunu ve bir çift çorap çıkıyor. Hadi diş fırçası ve macunu anladım da,çorap da nesi. Etrafımı gözetledikten sonra bir tahmin yürüttüm. Yolcuların ayağında parmak arası terlikler vardı. Bu karda kışta hala nasıl dayandılar bilmiyorum ama uçakta üşümesinler diye verilen bir hizmetti herhalde. Ay o soğukta üşümeyen, uçakta da üşümesin lütfen !

Bizim yolcu otobüsleri misali her koltuğun arkasında kendine ait kumandalı bir televizyon mevcuttu. Yine alıntı bir fotoğraf olan şekil a örnek 2deki gibi ;



Yemekler desen pek yiyilecek türden değildi ama iki menüden bir tanesini seçebildiğin için kendine hitap edeni yeme şansın vardı. İçecekler sınırsız, ye iç yat modu yani :)


Dokuz saatlik rahat bir yolculuk sonrasında havaalanına indiğimizde bavullarımızı alırken köpek kontrolunden ( köpek bavullarımızı koklayarak aykırı bir şey bulmaya çalışıyordu. Havladığında bavulun açılıyor ve kontrol ediliyordu) geçtikten sonra taksiye atlayıp otelin yolunu tuttuk. Otele gidene kadar hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur. Çok pis ve bakımsız görünüyordu her yer. Taa ki büyük ve ihtişamlı binalar görünene kadar. O ihtişamlı binaların arasında bir yerde otelimiz bulunuyordu.



32.katta olan odamıza sabah kahvaltılarından sonra çıkmak epey zor olsa da çok temiz ve bakımlı bir yerdi. Bundan sonra gidecek olan tanıdıklarıma ısrarla tavsiye edeceğim bir otel olacak. Bir önceki postta yayınladığım ilk fotoğraf da otelimizin manzarasına aitti.

Gezimizin ilk gününde Madam Tussauds'a gitmeyi ısrar ettim çünkü fena bir EDWARD CULLEN yani namı diğer Robert Pattinson hayranıyım ve orada bir bal mumu heykelinin olduğunu öğrendiğimde geziye onu görerek başlamak istedim :)

Yaşadığım o duyguyu kısa kesmek istemediğim için, devamını bir dahaki postta anlatacağım ...

10 yorum:

Sevgiye Dair dedi ki...

çok güzell bende günün birinde gidip görmek isterim...inşallah kısmet olur :)

Düşlerimden İnciler dedi ki...

Hostoslerin kıyafetleri pek bir şirinmiş, gülümsemeleri daha da güzel :) Bol keyifli geziler :)

laleninbahcesi dedi ki...

süperrr işte böyle anlat:))
Dokuz saat havada kalmak benim için çok zor...

Güngör Ekinci dedi ki...

Bugdayim merakla bekliyorum bir sonraki postunu canim. sevgiler.

Hayat İzlerim dedi ki...

Çok iyi yapmışsın iyi ii gitmişsin ama ben de Lale'ye katılıyorum. O kadar saat uçmak sanki benim için de zor Buğday'ım :)))
devamını bekliyorum :))

Bugday Tanesi dedi ki...

Sevgiye dair, umarım gidip görme şansın olur, görülmeye değer çünkü.

Bugday Tanesi dedi ki...

Düşlerimden İnciler,evet ev ortamında gibiydi :) Ama gezi bitti 3 haftadır çalışıyorum ...

Bugday Tanesi dedi ki...

Lale ablam, anlatacağım da vaktim yok ki dağıldı konular iyice :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Güngör'üm yazacağım da işte, gecikiyorum biraz :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Hayat İzlerim, çok zor olmuyor aslında. Ben de dayanamam sanmıştım. İnsan sonunda güzel bir şey varsa her şeye katlanıyormuş :)