12 Ekim 2010 Salı

          Orta okuldayken elime bu kitapı sıkıştırmıştı sevgili P. İyi ki de sıkıştırmış.
Belki o zaman çok erkendi böyle bir kitap için. Ama o bebek ve kadın ailemden biri oldular.


"Senden korkuyorum. Seni hiç yokluktan zorla çekip alan, gövdeme ekleyen rastlantıdan. Seni çok beklediysem de karşılamaya asla hazır olmadım. Ama kendi kendime hep o kötü soruyu sordum: Ya doğmak hoşuna gitmezse? Ya günün birinde haykırıp suçlarsan beni: 'Sana kim dedi beni dünyaya getir diye? Neden dünyaya getirdin beni neden?'" diyordu.


Bu çelişkiler şimdiki sorularıma çok uyuyor. Bir bebeği dünyaya getirmenin çok büyük bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Üç senelik evliliğimizin başından beri sorulan ısrarcı sorulara çok erken dediğimiz kaçamak cevaplar, kısır sanıyorlardır bizi diye gülüştüğümüz dakikalar hala devam etmekte. Bir kısır döngü sanılan insan yaşamında bekarsan evleneceksin, evliysen doğuracaksın zihniyeti sürüp gider. Ama aslında bunu kararını verecek olan o zihniyet değil, insanın ta kendisidir. Ben hazır değilsem ,yeni bir şey de bana hazır değil demektir diye düşünürüm hep. Çoğu genç anne tanıyorum, zaman zaman onlara imreniyorum. Gelecekte benden önceki rahat günlerini düşünüyorum. Her şeyi geçmişte bırakmanın sefasını sürerlerken ben muhtemelen boklu bebek bezleri, ezik büzük bebek mamaları ile uğraşıyor olacağım.


Bir yandan da kendimi çok şanslı hissediyorum. Yürü deyince yürüyor, yat deyince yatıyorum. Düşünmem gereken yedek bir çanta,yedek bir kıyafet ve yedek ıslak mendilleri yok.''Kızım böyle konuşma,Allah aratmasın sonra'' diyenlerin sesini duyar gibi oluyorum.


Ama gerçek olan bu. Kararlar çoğunluğa değil, tekil kişiye dayalı olmalıdır,özellikle böyle konularda.40 yaşına ulaşıp evlenmeyi red eden  bir bayan var tanıdığım. Ne gerek var ben böyle mutluyum der hep.Evlenmeden önce çocuk yapmama kararı alan bir çift var tanıdığım; erkeğin ablasının intiharı yüzünden çocuğum da böyle bir şeye meyilli olabilir korkusuna dayanan.


Ne kadar güzel bir şeydir ki insanın kendi kararına göre hareket etmesi. Kimsenin baskısı altında olmadan anlaşarak ve kendi çelişkilerini benimseyerek.


Herkese her zaman kendi kararını verebilecek güçtelikte günler, aylar, yıllar diliyorum.

6 yorum:

bilge ve annesi dedi ki...

sevgili Buğdaycığım, ben de lisede bu kitabı ardından da yazarın "Bir İnsan" kitabını yine aynı beğeniyle okumuştum. Çok güzeldi ikiside. gelelim mevzuya bekarsan evlen, evlenince çocuk yap ardından ikinciyi niye yapmıyorsun...böyle devam ediyor. Ama dediğin gibi herkes kararını kendisi vermeli doğru ya da yanlış, erken ya da geç.Böyle olduğu zaman zorluklarla daha kolay baş ediyorsun. Neyse uzatmayım bu kitabı hatırlatman ne güzel oldu, eski bir dostu görmüş gibi oldum(kapak değişmiş ama olsun) sevgilerle

Bugday Tanesi dedi ki...

Evet haklısın kapak değişmiş,ve yine haklısın eski bir dostla karşılaşmak konusunda. Benim de bugün gözüme çarpınca aklıma geldi işte...
''Bir İnsan'' ı okumadım, o halde onu da okumalıyım.Bilge'ye öpücükler :)

Sabahattin Gencal dedi ki...

Merhaba,
Bir çalışmanız "Bloglardan Seçmeler"de yayınlandı.
Hayırlı günler dileğiyle.

Asuman Yelen dedi ki...

O kitabı 80 lerde çok beğenerek okuduğumu hatırlıyorum. Uzun uzun üzerinde konuştuğumuzu da.
Şİmdi senin yazını okuyunca, bir kere daha anlıyorum ki aslında kendi halimize bırakılabilsek tıkır tıkır işleyecek bir düzeni yine biz insanlar karmaşık hale getiriyoruz.Şu meşhur "mahalle baskısı" denilen şey en çok da bizim toplumumuzda yaşamı bu kadar zorlaştırmakta.

Butterfly dedi ki...

Kitabı okumuştum,yaşam senin dilediğin gibi yaşa başkalarının ne dediği önemli değil.İnsan kendini nasıl mutlu hissediyorsa öyle yaşamalı bence..Sevgiler...

Bugday Tanesi dedi ki...

Sabahattin Gencal; evet gördüm yazımı,çok mutlu oldum. Teşekkür ederim :)
Asuman Abla; biz çoğunluktan değil azınlıktan yana olunca belki öncü oluruz karışılmamasına ne dersin? :)
Butterfly ; evet en doğrusu da bu zaten. Sevgiler benden de...