4 Ekim 2010 Pazartesi

ELLEN G.

Annemin mevlütü için hazırlıklar yapıldı geçen Perşembe. Koca bir sene nasıl geçti anlamış değilim. Üzüntünün buruk tadı kırmızı şarap misali uyuşturdu dilimi. Ne kadar az bahsetsem annemden o kadar hafifliyor acım. Ama düşüncemden silinmiyor, iyi ki de silinmiyor. Her şeyi hissediyorum. Kahkahası gibi.


Onu anmak için yapılan bu mevlütte yakın çevremizi aramak için annemim telefon defterine salıldım. Annem çok tertipli ve disiplinli bir kadındı. Kontrolü asla elinden bırakmazdı. Tüm evrakları dosyalanmış ve tarihlere ayrılmıştı. Hastane raporları bile. Doktorların, senin gibi bir kadını görmedik dediğini çok duymuşumdur. Kan tahlillerinin dosya ile birlikte yanında taşırdı. Gittiği tüm hastanelerin raporları da yanında olmak suretiyle.Önceden yazılan ilaçların bir listesi her zaman mevcuttu yanında. Doktorlar aynı ilaçla tekrar oyalamaya çalışmasınlardı diye. Herkesin kendi annesine dediği gibi, benim de annem başkaydı işte... Bir telefon defteri bana tüm bunları yeniden hatırlattı. Annemin düzenini, annemi...


Gereken tüm telefonlara ulaştım. Sonra da gözüme ELLEN G. takıldı. Benim biricik birinci sınıf öğretmenim. Birinci sınıfı Almanya'da okuduktan sonra Türkiye'ye dönmüştük. Ve ben birinci sınıf öğretmenimi asla unutmadım. Her sene gittiğim Almanya tatillerinde onu muhakkak ziyaret ettim. Ta ki annem hastalanana (böbrek-karaciğer yetmezliği) kadar. Uzun seneler ne sesini duydum, ne haberini aldım. Geçen sene Almanya'ya gittiğimde evinin olduğu sokaktan geçtim ama hangi ev olduğunu hatırlayamadım bir türlü. Ne telefonu, ne de ulaşabileceğim bir adresi mevcuttu. İşte annemin o çekmecesinde sakladığı telefon defterinde sevgili ilkokul öğretmenimin hem adresi hem de telefonu vardı.


Telefonun tuşlarını çevirdim hem heyecanlı hem ürkek. Babası ile beraber yaşıyordu Ellen G. Babası iri yarı, gür sesli ama bir o kadar da sevimliydi. O zamanlarda yaşlı denilecek bir yaştaydı. Öğretmenim de 35 yaş civarlarında. Olur da telefonu kimse açmazsa, yada başka biri açar da onların başlarına bir şey geldiğini söylerse diye korktum. Telefon her çaldığında kalbim daha hızlı atmaya başladı. Ve birden bir ses. Öğretmenim dedim. Kimsiniz diye cevap verdi. Ben Dilek, beni hatırladınız mı dedim. Sesindeki tını öyle hoştu ki, ben Dileğimi nasıl unuturum sen nerelerdesin,nasılsın, ne yapıyorsun demesi tıpkı bir melodi gibiydi. Sohbet ettik uzun uzun, Yaşımı, ne iş yaptığımı, evlendiğimi ve geçen sene annemi kaybettiğimi söyledim. Onu merak ettim babasını. Sessizleşti bir anda. Ağladığını duydum kesik kesik, babamı 2003te kaybettim dedi. Ne hissettiğini çok iyi anlıyordum. O tek kalmıştı. Ama aradığım için bir o kadar da sevinmişti. Sen bana çok güzel bir süpriz yaptın bu akşam dedi. Bunca sene sonra sesini duymak çok iyi geldi,ama bu bana yetmez bu sene geldiğinde sana sımsıkı sarılmak istiyorum dedi ve ekledi, seninle benim aramdaki bağ çok başka...


Bana harflerin, kelimelerin, hecelerin büyüsünü öğreten biricik öğretmenim. Eski kafalıyım ben, mail adresim yok hala, diyen ve hiç değişmeyen  biricik öğretmenim.Biliyorum ki bu buluşmamı annem sağladı. Annem benim için bir süpriz yaptı. O her şeyi hep düşünürdü zaten, şimdi de olduğu gibi.

Fiziken yanımda olmasan da, her zaman beni düşündüğün için sana çok teşekkür ederim Melek Annem...

8 yorum:

Asuman Yelen dedi ki...

Yaşam çok karmaşık. İnsan her duyguyu bir arada yeşıyor. Emin ol aynı duygu karmaşasını ben de yaşadım tüylerim diken diken okurken. Kaybettiklerimiz manen de olsa hep yanımızdalar ve ışıklar saçıyorlar yaşamımıza ya da ışıklı bir kalkan gibi koruyorlar bizleri. Buna yürekten inanıyorum.
Annen nurlar içinde yatsın canım...
Şansın hep bol olsun...

Pie Kurabiye dedi ki...

Yazınızı okuyunca içim kötü oldu.Annemi hatırladım.Allah rahmet eylesin.Ama ilkokul öğretmenimi arayıp sormadığım için kendime kızdım.İlk işim onu arayıp bulmak olacak.Hala yaşıyorsa tabii.
SEvgiler.

Butterfly dedi ki...

Yazıyı okuyunca duygulandım.Başınız sağolsun üzerinden bir yıl geçsede insan sevdiklerini unutabilirmi hele bu anneyse..Öğretmeninizle buluşmanız ise benim ilkokul öğretmenimi özlemem ve birgün bir yerlerde karşılaşma ümidini hatırlattı.Eminim anneniz daima sizinledir,ruhu şad olsun.Sevgilerimle...

Nihan SARI dedi ki...

Kybettiklerimiz hep aklımızda,bedenen olmasa da hep yanımızdalar.sevgiler:))

bilge dedi ki...

merhabalar..anneler hiç unutulmuyor..özlemleri hiç bitmiyor annemi kaybedeli 11 yıl olmasına rağmen hala acısı hala taze..sevgiler..

Bugday Tanesi dedi ki...

ASUMAN YELEN ;evet o kalkanları ben de her zaman hissediyorum.Hiç görmesem de hep görüyorum sanki...

PİE KURABİYE; umarım öğretmenini bulursun. Gerçekten çok keyifli bir durum. Büyüme evrelerine ailenden başka şahit olan ve farkı daha net gören tek insan öğretmenimiz...

BUTTERFLY ;anlatılamaz bir acı gerçekten,alışamazsın sanıyorsun sonra üzerinden bir sene geçip gitmiş oluyor. Umarım öğretmeninizi bulabilirsiniz.

NİHAN SARI ; çok doğru.Buna canı gönülden inanınca varlığını hissedebiliyor ve kahkahasını bile duyabiliyorsun. Benden de sevgiler geriye :)

BİLGE ; hoş geldiniz. Evet bunu bana çok söyleyen oldu. Zamanla unutursun yerine zamanla daha çok özleyeceksin'e alışmam gerek galiba.

Süt Dilimi dedi ki...

Hep güzelliklerle; gülümseyerek anılabilmenin önemine inanıyorum. Eminim sağ olsaydı hiç bir şekilde yaralı bir yürek taşımanızı istemezdi. Buruk da olsa " Hadi gülümse; bulutlar gitsin!"

Çınar dedi ki...

Nasıl bir acıdır biliyorum anneyi kaybetmek:(

Mekanı cennet olsun Anneciğinin

Sevgiler