28 Eylül 2009 Pazartesi

HAMARAT CMT-PZR

Uzuuuuun zamandır cebelleşiyordum kendimle.Yoğun bir temzilik istiyordu evim ama ben inatlaştım epey.Heyy Dilek Hanım kalkın da bir temzileyin beni diyordu.Ne bayram ne seyran gördüm zahmet olmazsa o yumulduğun koltuktan bir kalk da bir işe yara diye söylenip duruyordu.Valla hiç oralı olmadım.Kusura bakma şekerim içmden gelmiyor diye başımdan savurup durdum.Taa ki bu hafta sonuna kadar.Duvarlarını üstüme üstüme gönderiyor,beni dırdırından sıkıntıya boğuyordu.Sen böyle istedin al sana o zaman, şeklinde ateş püskürtüyordu.İçim daraldı, tamam dur dedim ve pes ettim.

İlk önce perdelerden başladım.Hepsini indirdim,yaklaşık 7 defa çalıştı makinam ard arda.Mis gibi bir yumuşatıcı kokusu yayıldı etrafa.Çiçek bahçesinde piknik yapıyordum sanki.Perdelerden akan gri suyun yerini bembeyaz bir ışık almıştı sanki.Ohhhhh dedim ve içime çektim bu anın kokusunu.Duvarlar yavaştan geri çekildi.Evimden kocaman bir gülümseme yayıldı,ama şımartmamak için de bir teşekkürü esirgedi benden inatçı.Temizlikle birlikte akşam geç saatlere kadar uğraştım cumartesi günü ama bir gıdım yorgunluk hissetmedim.

Ertesi sabah sevgili anneciğimle pazara uğradık,aynı tezgahlarda aynı teyze ve amcalarla sohbet ettik.Ve sevgili fasülyecimizden turşuluk salatalık ve turşu tarifi aldık.Hemen koşturdum eve.Hayatımda yapacağım ilk turşu olacaktı.Evime müjdemi verdim,turşu yapacağım izle beni dedim.Tarifi uyguladım ve kavanozumda yemyeşil bir bayram vardı.Ye beni diyor ama şart koşuyordu; 10 gün müddet :D E dayanacağız artık napalım....

Hızımı alamadım ve üstüne bir de kazandibi yaptım,dibini yaktım,buzdolabına kattım...Şiir gibi oldu...Tadı da öyle :D
Bütün bunların ardından eşimden kocaman bir şaşkınlık ve aferin; evimden de kocaman bir gülücük aldım.Daha ne olsun...

NOT: Fotoğraf makinamın şarzı yoktu,hiç birini görüntüleyemedim :(

5 yorum:

Nurişşşşş dedi ki...

Aman da aman, nasıl da hamaratmış. Ne güzel olur yeni temizlenmiş evde yayılmak di mi Buğdaycım? Eline sağlık hamarat minik kuşum. Ama öyle alışkanlık haline getirip her hafta yapma:)) Tembel Leylak abladan hayatî bir tavsiye:) Gerektikçe yaparsın...
Beldibi pazarına mı gittin. Biliyorum orayı.Evvelki sene baharda ordaydık, pazara gittik yaşlı mı yaşlı bir teyzenin tezgahında erik, çilek ve domates var ama hepsinin etiketinde portakal 1 lira yazıyordu. Bu niye böyle diye sorduk, yeniden mi yazayım o da 1 lira işte dedi, gülmekten kırılmıştık, hatta fotosunu çekmiştim. Ayh, özledim Marmarisi ve kuzenimin sitenin yaslandığı çam ormanını, sabahları mis kokularla uyanıyor insan orda ama onlar da ben gibi kızlarının peşinde Kastamonudalar bu ara.
Seni çook öptüm minik kuşum, annen orda galiba, selam söyle benden...
Ay giriş yapmamışım, şimdi kim diye sorcak salak blogger, benim ben Kraliçe Leylak:)

Bugday Tanesi dedi ki...

Nurişşşimmm,tanımaz mıyım ben biricik Leylak Ablamı...Yok her haftasonu bununla harcayamam değerli zamanımı,işime gelmez hihi.
Ay galiba biliyorum ben o teyzeyi.Girişe yakın köşedeki tezgah olması lazım değil mi????Ne komik kadın ya.Sürekli de ısrar eder şu lazım değil mi,bu lazım değil mi diye...
Buraya gelince seninle muhakkak tanışacağım Leylak Abla.Anneme de selamlarını iletiyorum.Öpüyorum seni kraliçem :D

nalan dedi ki...

köylü pazarlarına gidebiliyor olmak başlı başına bir lütuf. bizim için de bol bol alış veriş edin.
biz buralarda dalından sebze meyve getiriyor diye bir manav bulduk. birbirimizi eze eze talan ediyoruz vallahi :)

Bugday Tanesi dedi ki...

Hahayyy dikkat edin de ezmeyin birbirinizi :D
Siz bana şiparişlerinizi geçin ben göndereyim burdan size.Ne isterseniz var,haberiniz olsun :D

özlem dedi ki...

Ellerine sağlık, kazandibine ağzım sulandı:)
Perde ve tül yıkamayı sırf ev mis gibi yumuşatıcı kokuyor diye çok severim ben de, aah aah aklıma getirdin benim de yapmam lazım da, oğlanın okulu ile uğraşıyoruz, ne zormuş birinci sınıf.
Sevgilerimle...